Sürdürülebilir Refaha Doğru”, yaşadığımız yüzyılda kendi türümüzün sonunu hazırlamakta olduğumuza dair “felaket tellallığı” yapmıyor, aksine gelecekte adil ve sürdürülebilir bir yaşamın mümkün olduğuna dair kanıt ve yöntemler sunarak her şeye rağmen umudun varolduğuna işaret ediyor. Worldwatch Enstitüsü tarafından her yıl yayınlanan Dünyanın Durumu 2012’yi önceki kitaplardan ayıran en önemli fark, geçmiş yıllardaki gibi olaya ya da duruma değil çözüme mercek tutması. Çözüm odaklı bu yaklaşım ile bizleri sürdürülebilir yaşama daha da yakınlaştırıyor.

Gelecek yüzyıllarda dünya genelinde sürdürülebilecek ortak refaha yönelik ilgiyi ve yeni fikirleri geliştirmek üzere oluşturulabilecek geniş kapsamlı projelere merkez noktası oluşturmayı hedefleyen Dünyanın Durumu 2012, “Yeşil Ekonominin Herkesin İşine Yaramasını Sağlamak”, “Fazla Gelişmiş Ülkelerde Küçülmenin Yolu”, “9 Milyardan Önce Durmaya Yönelik Dokuz Nüfus Stratejisi”, “İklim Sıkıntısı Yaşayan Bir Dünyada Gıda Güvencesi ve Eşitliği”, “Biyolojik Çeşitlilik: Altıncı Toplu Tükenişle Mücadele” gibi başlıklarda özetlenen toplam 17 bölümde, sürdürülebilir refaha giden yolları anlatıyor. “Dünyanın Durumu 2012: Sürdürülebilir Refaha Doğru”, bakış açısını zenginleştirmek isteyen ve umudu arayan okuyucular için kitapçılarda…

EDİTÖRE NOTLAR

DÜNYANIN DURUMU 2012: SÜRDÜRÜLEBİLİR REFAHA DOĞRU

1.BÖLÜM : Yeşil Ekonominin Herkesin İşine Yaramasını Sağlamak

Ekonomik sistemin doğasının ve gerekçesinin temelden değişmesi şart. Odak noktası her ne pahasına olursa olsun ekonomiyi büyütmek değil, ekolojik yenilenmeye izin veren ve maddeciliğe kapılmadan insan refahını sağlamaya imkan tanıyan bir ekonomi oluşturmak olmalı.

2.BÖLÜM : Fazla Gelişmiş Ülkelerde Küçülmenin Yolu

7 milyar kişinin yaşadığı bir gezegende ekolojik açıdan sürdürülebilir bir gelir yılda kişi başı 5000 ABD doları civarında ve bu rakam, batıdaki mevcut yoksulluk düzeyi anlayışının çok çok altında.

3.BÖLÜM : Kapsayıcı ve Sürdürülebilir Kentsel Kalkınma için Planlama

İklim değişikliğinin özellikle çevresel risklerin akut hale geldiği gecekondu bölgelerine yönelik tehditleri konusunda son dönemde farkındalığın artması, çevresel açıdan sürdürülebilir kentsel bölgeler oluşturmanın önemini kanıtladı.Gecekondulardaki kent yoksulları son derece büyük bir mahrumiyet içindeler. Bunlara rağmen kent yoksulluğu yayılıyor ve çoğalıyor. BM-HABİTAT’a göre, gecekondularda yaklaşık 828 milyon insan yaşıyor. Bu 2000 yılındna bu yana 61 milyonluk artış anlamına geliyor.

4.BÖLÜM : Sürdürülebilir Ulaşıma Doğru

Fosil yakıt sübvansiyonlarını aşama aşama ortadan kaldırmak, 2020’ye kadar küresel enerji talebini yüze 4.1, karbondioksit salımlarını da yüzde 4,7 azaltacaktır.

5.BÖLÜM : Yaşanabilir, Adil, Sürdürülebilir Kentler Yaratan Bilgi ve İletişim Teknolojileri

Singapur, trafik tıkanıklığını çözmek için cep telefonu verilerini kullanarak trafik haritası çıkarıyor ve sıkışıklığı azaltmak üzere alternatif rotalar çiziyor. Lagos’ta bir yazılım geliştirici, akıllı telefonla tehlikeli görünen bir binanın koordinatlarını kaydederek yerel yönetime bildirilmesini sağlayan bir uygulama yarattı. Hatta Hindistan’da kar amacı gütmeyen bir örgütün kanıtladığı gibi kısa mesaj teknolojisi bile kentsel yaşamı geliştirmekte rol oynayabiliyor.

6.BÖLÜM : ABD’deki Sürdürülebilir Kentsel Kalkınmayı Ölçmek

Dünyada eksik olan (ama yakın zamanda bulunması umulan) şey, sürdürülebilir kentsel kalkınma konusunda ilerleme kaydetmeyi sağlayacak ‘ulusal bir standart’ oluşturmak.

7.BÖLÜM : Şirketi Yeniden Keşfetmek

9 milyar insanın, şirketlerin amaç ve tasarımlarında sistemli bir değişiklik olmadan, sürdürülebilir şekilde yaşayabilecekleri bir gelecek hayal etmek zor, hatta imkansızdır.

8.BÖLÜM: Sürdürülebilirlik Yönetişimi için Yeni Bir Küresel Yapı

Gezegenimizdeki ortak geleceğimizi tartışmak için Rio Dünya Zirvesi’nde (1992) toplam 172 ülkenin yöneticileri bir araya geldi. O zamandan bu yana dünya daha da fazla küreselleşti, kentleşti ve birbirine bağlandı. Çeşitli ülkeler orta gelirli ülke grubuna geçince jeopolitik güç dengeleri değişti. Mal ve hizmet, sermaye ve teknoloji, bilgi ve emek akışı küresel nüfusun giderek artmasını teşvik etti.

9.BÖLÜM: 9 Milyardan Önce Durmaya Yönelik Dokuz Nüfus Stratejisi

Dünyadaki ölüm oranlarında artış olmadan, sadece doğum oranlarını düşürerek bu yüzyılın ortalarında nüfusun 8 milyar kişiyle tepe noktaya ulaşması imkansız değil. Bu gerçekleşirse, gerçek anlamda refah getiren ve sürdürülebilir bir küresel toplum daha önce hiç olmadığı kadar yakınımızda olabilir.

10.BÖLÜM: Açık Yeşil Binalardan Sürdürülebilir Binalara

Tek başına hiçbir politika açık yeşil binaları sürdürülebilir binalara dönüştüremez. Sürdürülebilirliği ana akım haline getirmek için öncelikle hedef belirlemek ve ön tasarımları yapmak; ardından da bakım ve performans takibine kadar her aşamada bunlara uymak gerekir.

11.BÖLÜM: Daha Sürdürülebilir Tüketimle İlgili Kamu Politikaları

Sadece 2008 yılında dünya genelinde 68 milyon taşıt, 85 milyon buzdolabı, 297 milyon bilgisayar ve 1,2 milyar cep telefonu satıldı; tüketici sınıfa katılan bireylerin sayısı arttıkça bu rakamlar da büyüyecek.

12. BÖLÜM: Brezilya’da İş Dünyasını Harekete Geçirmek ve Sonrası

İlk Rio Konferansı’ndan yirmi yıl sonra dünya büyük ölçüde değişti. Nüfus yüzde 28 artarken küresel ekonomi yüzde 75 büyüdü ve kürenin sistemleri her zamankinden fazla zorlandı.

13.BÖLÜM: Sürdürülebilir Bir Gelecek Oluşturmak

Küçük ölçekli gıda üretiminde yatırım sayısı ve kalitesini arttırmaya, yatırımlara toplumsal cinsiyet açısından da bakmaya, tarıma daha agro-ekolojik (tarımsal ekolojik) yaklaşımın bilinçli bir şekilde yerleştirilmesine ek olarak erişim sorunlarını da ele almaya odaklanırsak, bir yandan gıda güvencesi sağlayıp diğer yandan yerkürenin sistemlerini sürdüren ve ekosistem çeşitliliğini koruyan bir gıda sistemini gerçekte de yaratabiliriz.

14.BÖLÜM: İklim Sıkıntısı Yaşayan Bir Dünyada Gıda Güvencesi ve Eşitliği

Ormansızlaşmanın durdurulması, yeşil teknolojilerin yaygınlaştırılması, yeşil ekonomilerin güçlendirilmesi, daha yoksul ülkelerin küresel ısınmaya uyum süreçlerine maddi kaynak sağlanması konularındaki her türlü anlaşma da dâhil olmak üzere bütün sürdürülebilir kalkınma ve iklim politikalarında gıda ve tarım üretiminin merkez nokta olarak alınması gerektiği giderek daha iyi anlaşılıyor. Bu alanlarda hayvansal üretimi görmezden gelmeye devam etmek, sürdürülebilir, adil, etkili, insani ve iklime uyumlu bir gıda sistemi yaratma konusunda çok önemli bir fırsatın kaybedilmesi anlamına gelecektir.

15.BÖLÜM: Biyolojik Çeşitlilik: Altıncı Toplu Tükenişle Mücadele

Dünyanın ortak biyolojik servetini korumak için çok sayıda somut önlemin alınması gerekecek. Aynı zamanda insanların doğal kaynakları tüketme biçimlerinde de bazı köklü değişikler olmalı. Siyasetçiler dimdik durup bir yandan doğayı ve biyolojik çeşitliliği korurken diğer yandan da sürdürülebilir refah için kıvılcımı yakacak gerçek kararlar alabilmeli. Haziran 2012’de yapılacak Rio+20 Konferansı, dünyanın her yerindeki siyasi liderlerin bir araya gelerek, yeşil ekonomi ve sürdürülebilir kalkınmayla ilgili iyi niyetli sözlerin refahı sürdürecek ve gezegenimizi kurtaracak bazı gerçek önlemlere dönüşmesi için gerekli adımları atmaları açısından harika bir fırsat.

16.BÖLÜM: Sürdürülebilir Refah için Ekosistem Hizmetleri

Ekosistem hizmetlerinin küresel değerini tahmin etmeye yönelik ilk çalışmalardan biri, “Dünya Ekosistem Hizmetlerinin ve Doğal Sermayenin Değeri” başlığıyla, 1997 yılında Nature dergisinde yayımlandı. Araştırmacılar, 16 farklı biyom için (belli bir doğal ortam ve iklimdeki bitki ve hayvan topluluğu) için 17 ekosistem hizmetinin değerini yıllık 16-54 trilyon ABD doları, ortalamada ise yıllık 33 trilyon ABD doları olarak tahmin ettiler (o dönemdeki yıllık küresel GSYH’den fazla).

17.BÖLÜM: Yerel Yönetimleri Doğru Yola Sevketmek

Küresel iklim değişikliği, su sıkıntısı, doğal kaynakların bozulması tehditlerini hafifletmek ve engelleyebilmek için yönetimlerin ve sivil toplumun özellikle yerel olmak üzere her düzeyde kaçınılmaz ödünler vermeleri gerekiyor. Çevresel sürdürülebilirlik için insanların güçlü kurumlara ve işbirliği içinde çalışmaya gereksinimi var. Çevresel sürdürülebilirliğin aslında siyasi açıdan sürdürülebilir, ekonomik ve toplumsal açıdan da adil olmasını sağlamak için kararların şeffaf, demokratik yollarla alınması gerekiyor.

Bakınız: http://www.tema.org.tr/web_14966-2_1/entitialfocus.aspx?primary_id=778&target=categorial1&type=2&detail=single