Kitaplardan Notlar

“Düşmanının içindeki dostu ara. Nefretten, küçümsemeden ve aşağılamadan kurtul.
Acı çektiğin için öfkelenme; acı, seni yaratan şeydir. Bedenini bir an bile düşünmeden Erdem ile buluşmaya git.
Çelişkilere ve karşıtlıklara gülümse.
Diğerlerine, tıpkı kendine olduğun gibi nazik ol.
Ölüm seni çağırdığında, erken geldi diye alınma; her şeyin en doğru zamanda olduğu gerçeğinin farkında ol.
Tek bir pişmanlık dahi duymadan yokluğa ulaş. İşte o zaman, bir sonraki yaşamında daha iyi bir insan olacaksın.”
“Yaşama sanatını kitapları okuyarak öğrenemezsin. Yaşam kontrol edilemeyen bir akıştır: her emre direnir. Kitapları okuyarak gerçeğe ulaşamazsın..
Yazılmış her şey yapaydır – gerçek, sözcüklere boyun eğmez. Kitapları okuyarak mutlu ya da mutsuz olamazsın – yine de, tüm bunları anlamak için kitap okumalısın.”
“Yendiğin kişiye elini uzat ve ona teşekkür et – onsuz hiçbir zaman ‘galip’ olamazdın.
Başarının tadını, o seni zehirlemeden önce tükür. Her başarıdaki tuzaklardan alçakgönüllülükle kurtul…”
Miro Gavran-Clara
 ____________

“Yaşamı anlamlı kılan, eğlenceli kılan, katlanabilir kılan, zevkli kılan en önemli olgulardan biri şaşmaktır.
Şaşma duygusu bizi yaşama bağlar.

Eğer her şeyi bilirsek yaşamın ne heyecanı kalır, ne de anlamı.
Mutlak olarak bilmek, belki cahilliği ortadan kaldırır ama daha korkunç bir durumun gerçekleşmesine neden olur; öğrenme isteğimizi ortadan kaldırır. Yaşamın mucizesiyle insan ruhunun mucizesi aynıdır:
Gizemini parça parça sunmak, ama hiçbir zaman gerçekliği tümüyle vermemek.

Bazı bölgelerin aydınlamasına ses çıkarmamak, peşinden koşsunlar diye bazı ipuçları ortaya atmak ama mutlak gerçeği asla teslim etmemek.
‘Bildiğim tek şey, hiçbir şey bilmediğimdir’ diyen insana neden bilge denildi sanıyorsunuz?”
  Ahmet Ümit-İnsan Ruhunun Haritası
____________

Babalar açısından evlatla ilişkiler de üç döneme ayrılabilir:
ilki “Yavruma canım feda” dönemidir.
Her baba, bebeğini ilk kucağına aldığında avucunu dolduran sıcaklığı başka hiçbir sevginin yaratamayacağına inanır.
Artık çocuğu için yaşayacaktır.

İkinci dönem “Hiç vaktim yok ki” dönemidir.
Bebeklik devrinin tatlı neşesi, yerini uykusuz gecelere, dur durak bilmez bir ilgi talebine bırakır ve baba yeniden işlerine gömülür.
Ömrünü adamaya söz verdiği evlatla akşam sofrada ya da televizyon karşısında birlikte olabilir ancak…
 

Ve son dönem:
Artık evladını sevmeye vakti vardır, lakin seveceği evlat çoktan yuvadan uçmuştur.
Bir zamanlar cıvıl cıvıl şakıyan çocuk odasının derli toplu sessizliğine bakıp “Keşke ona daha çok vakit ayırabilseydim” diye iç geçirir.”

“Oyuncaklar… çocuklarımıza ayıramadığımız vakitlere karşı verdiğimiz rüşvetler…
Oysa oyuncaktan çok, onları birlikte oynayacağı bir babaya ihtiyacı var çocukların…”

Can Dündar-Kırmızı Bisiklet
____________
“Yedi kattır yalnızlığın derisi; birşey işlemez içine.”
“Bağışlaya bağışlaya öldü bağışlamanın mutluluğu; kendi bolluğundan bezdi erdemim!”
“Durmadan bağışlayan için tehlike, utanmayı unutmaktır.”
“Siz, gözümün rastladığı en yüksek insanlar, budur benim sizden kuşkum ve içimden gülüşüm: Benim üstinsanıma korkarım siz… şeytan derdiniz!”
Frıedrıch Nıetzsche-Ecco Homo

____________

Kötülük bir hiçten öte bir şey değil, iyiliğin gururunu taşıyalım,
her şeyden önce de umudumuzu yitirmeyelim.
Saygıyı aileye hoşgörüyü bencilliğe indirgemeyelim.
Kamelyalı Kadın-Alexandre Duman-Fils

____________

“Mutluluğun aşk olduğunu söylüyorlar.oysa aşk mutluluk getirmez,
hiçbir zaman da getirmemiştir.
Tam tersine, sürekli bir kaygı durumudur aşk, bir savaş meydanıdır;
kendi kendimize sürekli olarak acaba doğru mu yapıyorum diye sorduğumuz uykusuz gecelerdir.
Gerçek aşk, vecd ile ıstıraptan oluşur.”
Paulo Coelho-Portobello Cadısı

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This blog is kept spam free by WP-SpamFree.