Eşkiya / Haticet’ül Kübra Farımaz

Sinema günümüzde gelişme göstermektedir. Bundan on yıl önce ile bugünü karşılaştıracak olursak Türk sineması çok daha ileri düzeydedir.
Bu kez de Türk sinemasının dönüm noktası olarak düşünülen Eşkıya filminden bahsetmek istiyorum…

Usta eleştirmenler bu filmi bir dönüm noktası olarak düşünmekte haksız değillerdir. Çünkü film o dönem içerisinde Türk sinemasına öyle bir yön verir ki tabiri caiz ise su aşağı doğru akarken bu yapıt ile yukarı doğru akmaya başlar. Özellikle bu durumu günümüz koşulları içinde değerlendirirsek çok daha iyi anlayabiliriz.

Eşkıya filmi bir aşk filmidir. Bir dönemin gerçekleri içerisinde varlığını canlandırarak yaşatılmaya çalışılan bir aşk filmidir. Filmde zor bir
dünya anlatılmaktadır. Doğu’nun asıl gerçeği işte bu film ile gerçek olarak ortaya konulur. Bu film bir Doğu ve Batı gerçeğidir. Aslında ana tema aşk uğruna verilen mücadele olmasına rağmen, yönetmen döneme öyle bir ışık tutar ki çok küçük sahnelerden hayat gerçeklerine uzanır kareler… Doğu insanının mecburiyetini anlatır. Batı’ nın o dönemde yaşadığı hayat ile yine o dönemde Doğu’nun yaşadığı hayat filmde öyle işlenir ki aynı anda yaşanan zamanın aslında en az 50 yıllık bir zaman farkı gösterdiği çok açık bir biçimde yansıtılır. Doğu insanının topraklarından kopuşları ve geçmişten gelen töre gerçeği alttan alta işlenir…

Hayat zorunluluklardan ibarettir Eşkıya filminde… Aslında en yakın arkadaşını hapse attıran karakterin çok da geçerli sayılabilecek nedenleri vardır. Bu nedenlerin başında ise, böylesine muhafazakar, kendi içinde bir toplumda aynı kıza aşık olmaları gelir. Birbirine tutunarak yaşayan bir toplumun bile bir takım gerçekler karşısında nasıl çözüldüğüne vurgu yapar. Usta oyuncu Şener Şen ise Eşkıya filminde tam anlamıyla oyunculuğunun doruklarında bir performans sergilemektedir… Şener Şen’in canlandırdığı karakter, tam anlamıyla bir toplum sevdalısıdır. Cesur bir Türk erkeği ve yeri geldiğinde şefkatli bir ağadır. Sadık ve dürüst bir toplum gerçekçisidir. En önemlisi ise film en büyük affedicisidir… Ask uğruna ölümü göze alır. Dürüst bir insandır. Dürüstlük ile kaybedilenlerin de gün gelip kazanılan olduğunu çok iyi fark ettirir. Hayatta onun için çok az gerçek vardır ve bunların en önemlisi ise kefedir..

İzlenmeli mi, evet, izlenmeli… Hem Türk sinemasının bundan on yıl öncesini görebilmek hem de filmin gerçek zemininin farkına varabilmekle için, hayata farklı bir pencereden bakabilmek için… Bir tarihçi olarak geçmişi bilmenin ve geçmişten yararlanmanın günün idrarını kolaylaştıracağına inanıyorum. Anadolu gerçekleri ile yoğrulmuş bir aşk filmi ve Şener Şen’ in usta oyunculuğu ie Eşkıya arşivimizde muhafaza etmemiz gereken değerli bir eser…

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This blog is kept spam free by WP-SpamFree.